25 Soru ve Cevap
Kalbimizde dört adet kapak bulunur ve bu kapaklar kanın tek yönde akmasını sağlar. Kapakların daralması (stenoz) veya tam kapanmaması (yetmezlik) durumunda kalp içindeki basınç dengesi bozulur. Kan geriye kaçar veya yeterli miktarda ileriye geçemez. Bu durum kalbin daha fazla çalışmasına yol açar ve zamanla kalp kası yorulur. Uzun dönemde kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ve akciğer basınç artışı görülebilir.
Kalpte mitral, aort, triküspit ve pulmoner olmak üzere dört kapak vardır. En sık etkilenenler mitral ve aort kapaklarıdır. Mitral kapak sol kulakçıkla sol karıncık arasında, aort kapağı ise kalpten çıkan ana damarın girişindedir. Triküspit ve pulmoner kapaklar sağ kalpte bulunur ve genellikle diğerlerine göre daha az hastalanır.
Romatizmal ateş, doğuştan bozukluklar, yaşlanmaya bağlı kireçlenme (dejeneratif süreç), kalp krizi sonrası kapak hasarı ve enfeksiyonlar (endokardit) başlıca nedenlerdir. Ayrıca bazı ilaçlar ve radyoterapi de kapak dokusuna zarar verebilir. Gelişmiş ülkelerde yaşla birlikte kireçlenme en sık nedendir; gelişmekte olan ülkelerde romatizmal hastalıklar önde gelir.
En sık nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, bacaklarda şişlik, baş dönmesi ve göğüs ağrısı görülür. Darlık ilerledikçe kalp yeterli kanı pompalayamaz, hasta merdiven çıkmakta zorlanır. Yetmezlik durumunda ise kan geriye kaçar ve akciğerlerde sıvı birikir.
Evet, çünkü uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir. Kapak işlevi bozulduğunda kalp kası giderek kalınlaşır ve pompa gücünü kaybeder. Bu durum geri dönüşsüz kalp yetmezliğine yol açabilir.
En temel tanı yöntemi ekokardiyografi (EKO)'dur. Bu ultrason cihazı kapakların hareketini, kalbin kasılma gücünü ve kanın akış yönünü gösterir. Ayrıca EKG, akciğer röntgeni ve MR da gerekebilir. Fizik muayenede "üfürüm" sesi duyulması tanıda önemli ipucudur.
Darlıkta kapak tam açılamaz, kalpten çıkan kanın akışı kısıtlanır. Yetmezlikte ise kapak tam kapanmaz ve kan geriye kaçar. Bazı hastalarda her iki durum birlikte görülebilir. Her iki tabloda da kalp zorlanır; tedavi yaklaşımı benzerdir: yükü azaltmak, gerekirse cerrahi onarım veya değişim yapmak.
İlaç tedavisi semptomları hafifletir ve kalbi korur ama bozulmuş kapak dokusunu eski hâline getiremez. İleri evrede tek kalıcı çözüm kapak onarımı veya değişimidir. Ancak ilaçlar (diüretik, ACE inhibitörü, beta bloker, antikoagülan) yaşam kalitesini artırır ve cerrahiye hazırlık sağlar.
Hasarlı kapak çıkarılmaz; cerrah kapağın yaprakçıklarını kalbe tutturan ipliksi yapıları yeniler, kenarlarını daraltır veya destek halkasıyla güçlendirir. Böylece kanın geriye kaçışı azaltılır. Onarım sonrası kapak doğal yapısını korur ve pıhtı riski daha düşüktür. Özellikle mitral kapakta onarım sıklıkla tercih edilir.
Kapak ciddi derecede bozulmuşsa onarım yerine mekanik veya biyolojik protez kapak takılır. Mekanik kapaklar ömür boyu dayanır ama sürekli kan sulandırıcı (örneğin warfarin) kullanımı gerekir. Biyolojik kapaklar hayvan dokusundan yapılır, pıhtı riski düşüktür ancak 10–15 yıl sonra yenilenmesi gerekebilir.
Göğüs kemiği tamamen kesilmeden, küçük bir kesiyle kapak onarımı veya değişimi yapılır. Kozmetik olarak avantajlıdır, kan kaybı azdır, iyileşme süresi kısadır. Özellikle yaşlı veya düşük riskli hastalarda tercih edilir.
Kasık damarından girilerek aort kapağının içine yeni bir biyolojik kapak yerleştirilmesidir. Göğüs açılmadan yapılır, genel anesteziye gerek kalmaz. Özellikle ileri yaşta ve ameliyat riski yüksek hastalarda güvenli alternatiftir.
Risk hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve kapak hastalığının ciddiyetine göre değişir. Deneyimli merkezlerde elektif (planlı) ameliyatlarda risk %1–3 civarındadır. Acil durumlarda risk daha yüksek olabilir.
Hasta genellikle 1 hafta içinde taburcu olur. İlk günlerde hafif göğüs ağrısı ve yorgunluk normaldir. İyileşme süreci 4–6 hafta sürer. Düzenli yürüyüş, dengeli beslenme ve doktor kontrolleriyle tam iyileşme sağlanır.
Mekanik kapak takılan hastalar ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanmalıdır. Biyolojik kapak takılanlarda ise genellikle ilk 3 ay gereklidir. Ayrıca tansiyon, ritim ve kalp yetmezliği ilaçları da düzenli alınmalıdır.
Evet. Darlık veya yetmezlik başlangıçta hafif olsa da yıllar içinde kötüleşebilir. Bu nedenle ekokardiyografiyle düzenli takip çok önemlidir.
Boğaz enfeksiyonuna neden olan streptokok bakterisi, bağışıklık sisteminin kalp kapaklarını hedef almasına yol açabilir. Bu durum yıllar sonra kapak kalınlaşması, daralma ve sızıntıya neden olur. Erken antibiyotik tedavisi bu riski büyük oranda ortadan kaldırır.
Evet. Gebelikte kan hacmi artar, kalp daha fazla çalışır. Darlık veya yetmezlik kapak bu yükü taşıyamayabilir. Hamilelik planlayan kadınlar önceden kardiyolojik değerlendirmeden geçmelidir.
Bazı doğuştan kapak anomalileri (örneğin biküspit aort kapağı) genetik geçiş gösterebilir. Ailede benzer durum varsa erken yaşta ekokardiyografi ile tarama yapılması önerilir.
Hafif kapak hastalığı olanlar doktor onayıyla yürüyüş, yüzme gibi egzersizler yapabilir. Ancak ciddi darlık veya yetmezliği olanlarda ağır egzersiz kalp yükünü artıracağı için önerilmez.
Tuz kısıtlanmalı, sıvı dengesi sağlanmalı, taze sebze-meyve tüketimi artırılmalıdır. Fazla kilo kalp yükünü artırır. Ayrıca kafeinli içecekler ve aşırı tuzlu gıdalardan kaçınılmalıdır.
"Enfektif endokardit" adı verilen mikrobik iltihap kapaklara zarar verebilir. Diş tedavileri öncesinde antibiyotik koruması yapılmalıdır.
Kapak akışı bozulduğunda kanın türbülanslı geçişi ses oluşturur. Bu ses stetoskopla duyulan "üfürüm"dür. Her üfürüm hastalık göstergesi değildir ama değerlendirilmelidir.
Romatizmal enfeksiyonların zamanında tedavisi, sigaradan kaçınmak, tansiyon ve kolesterol kontrolü kapak sağlığını korur. Yaşla oluşan kireçlenme önlenemez ama yavaşlatılabilir.
Hafif vakalarda yılda bir, orta ve ileri vakalarda 6 ayda bir ekokardiyografi önerilir. Yeni nefes darlığı, çarpıntı veya göğüs ağrısı başladığında beklenmeden doktora başvurulmalıdır.