Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Koşuyolu cad. No:168 34718 Kadıköy İstanbul

İletişim

4447000

Ptsi - Cuma: 9:00 - 17:30

Aort Hastalıkları — Sık Sorulan Sorular

Aort, kalpten çıkan ve tüm organlara oksijenli kan taşıyan en büyük atardamardır. Göğüsten karına kadar uzanır ve dallanarak beyin, böbrek, bağırsak ve bacaklara kan ulaştırır. Bu nedenle aorttaki bir sorun yalnızca kalbi değil, tüm vücudu etkiler. Zamanla yüksek basınç ve damar sertliği duvarın zayıflamasına, genişlemesine veya yırtılmasına yol açabilir.

Aort hastalıkları temel olarak üç grupta incelenir: aort anevrizması (genişleme), aort diseksiyonu (yırtılma) ve aort koarktasyonu (doğumsal darlık). Anevrizma genellikle yıllar içinde sessiz ilerler; diseksiyon ise aniden gelişen, hayatı tehdit eden bir tablodur. Travma, enfeksiyon ve genetik bağ dokusu hastalıkları da aortu etkileyebilir.

Aort duvarının zayıflaması sonucu damar normal çapının %50'sinden fazla genişlerse "anevrizma" olarak tanımlanır. Bu genişleme sessiz ilerler, genellikle tesadüfen ultrason veya tomografi sırasında fark edilir. Genişleme belli bir boyutu (karında genelde 5–5,5 cm) aşarsa yırtılma riski belirgin şekilde artar. Yırtılma iç kanamaya neden olur ve ölüm oranı çok yüksektir.

Diseksiyon, aort duvarının iç tabakasının yırtılmasıyla kanın tabakalar arasına sızmasıdır. Damar içinde ikinci bir kanal oluşur. Yırtılma göğüs veya sırtın ortasında bıçak saplanır tarzı ağrıyla başlar. Nabız farkı, bayılma, felç veya ani ölüm gelişebilir. Acil cerrahi müdahale olmadan yaşam şansı düşüktür.

Koarktasyon, aortun doğuştan dar bir segmentle doğmasıdır. Genellikle kalpten çıkan üst bölümde olur. Çocuklukta tansiyon farkı (kollarda yüksek, bacaklarda düşük) ile fark edilir. Tedavi edilmezse kalp hipertrofisi ve erken kalp yetmezliği gelişebilir. Balon anjiyoplasti veya cerrahi düzeltme ile kalıcı tedavi mümkündür.

Yüksek tansiyon, sigara, kolesterol yüksekliği, genetik yatkınlık ve damar sertliği başlıca nedenlerdir. Ayrıca travmalar, bağ dokusu hastalıkları (Marfan, Ehlers-Danlos), ileri yaş, kronik iltihap ve enfeksiyonlar da rol oynar.

60 yaş üzeri erkeklerde ve sigara içenlerde daha yaygındır. Ailede anevrizma öyküsü olanlar, tansiyonu kontrolsüz seyredenler ve damar sertliği olanlar yüksek risk taşır. Marfan veya Turner sendromu gibi genetik hastalıklar genç yaşta aort sorunlarına yol açabilir.

Bazı tipleri evet. Özellikle bağ dokusunu zayıflatan genetik sendromlarda aort genişlemesi erken yaşta ortaya çıkar. Aile bireylerinde anevrizma öyküsü varsa 40 yaşından itibaren düzenli görüntüleme taramaları yapılmalıdır.

Aort hastalıkları genellikle uzun süre belirti vermez. Büyüyen anevrizma sırt, karın veya göğüs ağrısı yapabilir. Yırtılma geliştiğinde ağrı anidir ve dayanılmaz şiddettedir; terleme, tansiyon düşüklüğü, nefes darlığı ve bayılma eşlik edebilir.

Doppler ultrason, BT anjiyo veya MR anjiyo ile damar çapı ve yapısı değerlendirilir. Göğüs röntgeninde genişlemiş aort gölgesi ipucu olabilir. Şüphe durumunda ekokardiyografi ile kalp çıkışındaki aort segmenti de incelenir.

Yırtılma (rüptür) en ciddi komplikasyondur. Ayrıca pıhtı oluşumu, organlara kan akımının azalması, böbrek yetmezliği ve felç gibi sonuçlar da görülebilir. Diseksiyon durumunda beyne veya bacaklara giden damarlar tıkanabilir.

Tedavi yöntemi hastalığın türüne ve evresine göre değişir. Küçük anevrizmalarda tansiyon kontrolü ve ilaç tedavisi yeterlidir. Genişlemiş veya yırtılma riski taşıyanlarda cerrahi onarım veya endovasküler stent-greft (EVAR/TEVAR) uygulanır. Diseksiyon ise acil ameliyat gerektirir.

Kasık damarından girilerek aortun içine metal bir iskelet (stent) yerleştirilir. Bu stent sızıntı yapan bölgeyi içeriden kapatır ve kan akışını yeniden düzenler. Açık cerrahiye göre daha az travmatiktir; hastalar genellikle birkaç gün içinde taburcu olur.

Anevrizma çapı belli sınırları geçtiğinde (karında 5–5,5 cm, göğüste 6 cm) veya büyüme hızı yılda 0,5 cm'den fazlaysa ameliyat endikasyonu vardır. Diseksiyon veya yırtılma şüphesi durumunda acil müdahale yapılır.

İlk günler yoğun bakımda izlem yapılır. Takip eden haftalarda tansiyon, kolesterol ve sigara kontrolü çok önemlidir. Hastalar genellikle 2–3 haftada günlük yaşamlarına döner. Düzenli kontrollerle stentin veya greftin durumu izlenir.

Risk, hastalığın yerine ve hastanın genel durumuna göre değişir. Acil diseksiyon ameliyatlarında risk %10–20'ye kadar çıkabilir; planlı anevrizma onarımlarında %3'ün altındadır. Deneyimli merkezlerde başarı oranı yüksektir.

Yüksek tansiyon, aort duvarına sürekli basınç uygular ve genişlemenin hızını artırır. Özellikle diseksiyon sonrası yaşam boyu düşük tansiyon hedeflenir (genelde 120/80 mmHg'nin altında). Düzenli ilaç kullanımı yırtılma riskini ciddi biçimde azaltır.

Evet. Aort kapağı ile çıkan aort aynı anatomik yapının parçasıdır. Aort genişlediğinde kapak tam kapanmayabilir ve "aort yetmezliği" gelişir. Bu nedenle birçok hastada aynı ameliyatta hem aort hem kapak onarımı yapılır.

Birinci derece yakınlarda aort hastalığı varsa 40 yaşından itibaren Doppler ultrason veya BT anjiyo ile tarama yapılmalıdır. Marfan veya benzeri sendromlarda daha erken yaşta başlamak gerekir.

Sigara, damar duvarındaki elastik lifleri zayıflatır ve anevrizma oluşum riskini artırır. Tedavi sonrası bu alışkanlık tamamen bırakılmalıdır.

Hafif yürüyüşler ve düşük tempolu egzersizler uygundur. Ancak ağır kaldırma, yüksek efor ve ani basınç artışı gerektiren sporlar (halter, sprint, dalış vb.) kesinlikle önerilmez.

Tuz, şeker ve doymuş yağ azaltılmalı; sebze, meyve, balık, zeytinyağı ve tam tahıllar tercih edilmelidir. Fazla kilo damar basıncını artırdığı için ideal kilo korunmalıdır.

Anevrizma çapı küçükse 6–12 ayda bir BT veya ultrason kontrolü yapılır. Ameliyat veya stent sonrası ilk yıl 3 ayda bir, sonra yılda bir kontrol gerekir.

Genetik faktörler engellenemez ama risk büyük ölçüde azaltılabilir. Tansiyonun dengede tutulması, sigarasız yaşam, kolesterol kontrolü ve düzenli kontrollerle aort yırtılması neredeyse tamamen önlenebilir.

Ani göğüs veya sırt ağrısı, bayılma, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü, terleme ve soğukluk varsa vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır. Bu belirtiler aort diseksiyonu veya rüptürünün habercisidir. Erken müdahale hayat kurtarır.