Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Koşuyolu cad. No:168 34718 Kadıköy İstanbul

İletişim

4447000

Ptsi - Cuma: 9:00 - 17:30

Şah Damarı Tıkanıklığı — Sık Sorulan Sorular

25 Soru ve Cevap

Şah damarı tıkanıklığı, beyne oksijen ve besin taşıyan karotis arterlerin iç yüzeyinde kolesterol, yağ ve kireç plaklarının birikmesi sonucu daralması veya tamamen tıkanması durumudur. Damar içinden geçen kan akımı azaldığı için beyne yeterli oksijen ulaşamaz ve bu durum geçici felç (TIA) ya da kalıcı inme riski doğurur. Bu rahatsızlık genellikle yavaş ilerler ve erken teşhis edilmezse kalıcı beyin hasarına yol açabilir.

Şah damarı tıkanıklığı çoğu zaman sessiz ilerler. Ancak bazen kısa süreli görme kaybı, konuşma bozukluğu, yüzde ya da vücudun bir tarafında uyuşma, denge kaybı veya kol-bacak güçsüzlüğü gibi geçici belirtiler olabilir. Bu bulgular "mini inme" anlamına gelir ve ciddi bir inme riskinin habercisidir. Belirtiler birkaç dakika sürse bile acilen doktora başvurulmalıdır.

Bu hastalık en çok ileri yaşta, yüksek tansiyonu, kolesterolü, diyabeti olan kişilerde görülür. Sigara kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam ve aşırı tuzlu-yağlı beslenme de riski artırır. Erkeklerde biraz daha sık gözlenir; ancak menopoz sonrası kadınlarda da oran artar. Ailesinde inme veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişiler düzenli tarama yaptırmalıdır.

Tıkanıklık ilerlediğinde damarda biriken plaklardan kopan pıhtılar beyne giderek oradaki küçük damarları tıkar. Bu durum beyin dokusunun oksijensiz kalmasına, yani inmeye neden olur. İnme, beyin hücrelerinin birkaç dakika içinde ölmesiyle sonuçlanabilir. Dolayısıyla şah damarı tıkanıklığı felç vakalarının en sık nedenlerinden biridir ve erken müdahale hayat kurtarır.

Evet, çünkü her daralma ilerleme potansiyeline sahiptir. Başlangıçta %30–40 olan darlık zamanla %70'in üzerine çıkabilir. Ayrıca bu plaklar kopup beyne pıhtı atabilir. Bu nedenle "küçük darlık önemsiz" düşüncesi yanlıştır; doktorun belirlediği aralıklarla Doppler ultrason kontrolleri ihmal edilmemelidir.

İlk aşamada boyun Doppler ultrasonu yapılır. Gerekirse BT anjiyo, MR anjiyo veya klasik anjiyografiyle damar darlığı oranı netleştirilir. Bu yöntemler sayesinde tıkanıklığın yeri, boyutu ve pıhtı riski değerlendirilir. Ayrıca hastanın kolesterol, kan şekeri, tansiyon düzeyleri de ölçülerek genel damar sağlığı analiz edilir.

Tedavi, tıkanıklığın derecesine göre değişir. Hafif darlıklarda ilaç (kan sulandırıcı, kolesterol düşürücü) ve yaşam tarzı değişikliği yeterlidir. Orta-ileri darlıklarda cerrahi endarterektomi (damar içinin temizlenmesi) veya stent takılması gerekebilir. Uygun hasta seçimi çok önemlidir; cerrah veya girişimsel kardiyolog tarafından belirlenir.

Her hastaya göre değişir. Genç, anatomik olarak uygun hastalarda stent yöntemi daha konforludur. Ancak çok kireçli, uzun segmentli darlıklarda cerrahi endarterektomi daha kalıcı çözüm sağlayabilir. Her iki yöntem de deneyimli merkezlerde düşük riskle uygulanabilir. Amaç, beyne giden kan akımını güvenli biçimde yeniden sağlamaktır.

Hafif darlıklar için evet. İlaçlar, tansiyon ve kolesterol kontrolü, sigarayı bırakmak, egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek ilerlemeyi durdurabilir. Ancak plak hacmi fazla veya pıhtı riski yüksekse yalnızca ilaçla tedavi yetersiz kalır.

Evet, büyük fark yaratır. Günde 30 dakika yürüyüş, doymuş yağdan fakir beslenme, tuz ve şekerin azaltılması, sigaranın tamamen bırakılması, tansiyonun 130/80 mmHg'nin altında tutulması gibi önlemler damar sağlığını belirgin şekilde iyileştirir. Kolesterol düşürücü ilaçlar da plakların gerilemesini destekler.

Sigara, damar duvarına doğrudan zarar verir, oksijen taşıma kapasitesini azaltır ve pıhtılaşma eğilimini artırır. Bu nedenle sigara içenlerde şah damarı tıkanıklığı 2–3 kat daha sık görülür. Sigarayı bırakmak, hastalığın ilerlemesini durdurmada en etkili adımdır.

Kontrolsüz yüksek tansiyon, damar duvarına sürekli basınç uygulayarak mikro yırtıklara neden olur. Bu bölgelerde yağ ve kolesterol daha kolay birikir. Bu nedenle hipertansiyon hastalarının düzenli ilaç kullanması ve tuz tüketimini azaltması çok önemlidir.

LDL ("kötü" kolesterol) damar iç duvarına yapışarak plak oluşturur. Bu plaklar zamanla sertleşir, çatlar ve pıhtı oluşturur. Kolesterolü düşürmek, bu plakların büyümesini durdurur ve inme riskini azaltır.

Fizik muayenede karotis üfürümü duyulabilir. Ardından Doppler USG, MR/BT anjiyo ile damar görüntülenir. Ayrıca lipid profili, glukoz, böbrek fonksiyon testleri yapılır. Gerekiyorsa beyin MR'ı çekilerek sessiz iskemik alanlar değerlendirilir.

65 yaş üstü, sigara içmiş, yüksek tansiyonu veya diyabeti olan bireylerde en az bir kez Doppler taraması önerilir. Ailede inme öyküsü varsa 55 yaş sonrası düzenli kontrol faydalıdır.

Evet, özellikle menopoz sonrası dönemde östrojenin koruyucu etkisi azaldığı için kadınlarda da risk artar. Ayrıca doğum kontrol hapı kullanımı ve sigara içimi riski daha da yükseltir.

Karotis endarterektomi genellikle 1–2 saat sürer. Deneyimli ellerde felç riski %2'nin altındadır. Lokal anesteziyle bile yapılabilir. Hastalar çoğunlukla 1–2 gün içinde taburcu edilir.

Hasta genellikle birkaç gün içinde normal aktivitelerine döner. Dikiş hattı hızla iyileşir. Düzenli ilaç kullanımı, tansiyon kontrolü ve beslenme önerilerine uymak gerekir.

Zamanla diğer karotis damarda da plak gelişebilir. Bu nedenle yılda bir Doppler kontrolü önerilir. Her iki damar da beyne kan gönderdiği için biri tıkanırsa diğeri daha fazla yük taşır.

Evet — aspirin veya benzeri kan sulandırıcılar ve kolesterol düşürücüler uzun süreli kullanılmalıdır. Bu ilaçlar yeni pıhtı oluşumunu önler ve inme riskini azaltır.

Nadir de olsa olabilir. Bu genellikle risk faktörleri kontrol edilmezse gelişir. Sigara içmeye devam eden veya kolesterolünü düşürmeyen kişilerde yeniden darlık olasılığı artar.

Evet, doktor önerisiyle düzenli egzersiz (yürüyüş, hafif aerobik) yapılabilir. Ancak ağır sporlar ve ağırlık kaldırma gibi kan basıncını artıran aktivitelerden kaçınılmalıdır.

Akdeniz tipi beslenme önerilir: zeytinyağı, balık, sebze-meyve, tam tahıllar, az tuz ve az işlenmiş gıda. Hayvansal yağ, kırmızı et ve tereyağı sınırlandırılmalıdır.

Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük, görme kaybı veya baş dönmesi gibi belirtiler geliştiğinde vakit kaybetmeden acil servise gidilmelidir.

Tüm risk faktörlerini kontrol altına almakla büyük ölçüde önlenebilir. Sigara içmemek, düzenli egzersiz, sağlıklı diyet ve tansiyon-kolesterol kontrolü en etkili korunma yollarıdır.