Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Koşuyolu cad. No:168 34718 Kadıköy İstanbul

İletişim

4447000

Ptsi - Cuma: 9:00 - 17:30

Derin Ven Trombozu (DVT) — Sık Sorulan Sorular

25 Soru ve Cevap

DVT, genellikle bacakların derin toplardamarlarında oluşan kan pıhtısıdır. Bu pıhtı damar içinde kanın akışını engeller ve bazen koparak akciğerlere gidebilir; bu duruma pulmoner emboli denir. DVT ciddi ve hayatı tehdit eden bir durumdur. Uzun süre hareketsiz kalmak, ameliyat, doğum kontrol hapı, kanser ve genetik pıhtılaşma bozukluğu gibi nedenlerle oluşabilir.

En tipik belirtiler; tek bacakta ani şişlik, ağrı, sıcaklık artışı, ciltte renk değişimi ve hassasiyettir. Ancak bazı vakalarda hiçbir belirti olmayabilir. Bu nedenle özellikle risk altındaki kişilerin (uzun süre yatakta kalanlar gibi) dikkatli olması gerekir.

Virchow üçlüsü denilen üç temel faktör etkilidir: kanın akışının yavaşlaması (hareketsizlik), damar duvarının zedelenmesi (travma, cerrahi) ve kanın pıhtılaşma eğiliminin artması (genetik faktörler, ilaçlar, gebelik).

Uzun süre hareketsiz kalanlar, büyük ameliyat geçirenler, fazla kilolu kişiler, sigara içenler, hamileler ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görülür. 60 yaş üstü ve kanser hastalarında risk daha yüksektir.

Evet, pıhtı kopup akciğere ulaşırsa pulmoner emboli gelişebilir. Bu, ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, hızlı nabız ve bayılma gibi belirtilerle kendini gösterir. Hızlı müdahale edilmezse ölüm riski vardır.

Öncelikle muayene ve D-dimer kan testi yapılır. Şüphe varsa Doppler ultrasonografi ile damarlar görüntülenir. Gerekirse BT veya MR venografi kullanılır. Erken teşhis pıhtının büyümesini ve emboli riskini önler.

Ana tedavi kan sulandırıcı ilaçlardır (antikoagülanlar). Amaç pıhtının büyümesini engellemek ve yeni pıhtı oluşumunu önlemektir. Büyük pıhtılarda pıhtı eritici ilaçlar veya özel kateterlerle mekanik olarak çıkarma işlemleri uygulanabilir.

Genellikle 3–6 ay arasıdır. Ancak genetik pıhtılaşma bozukluğu veya kalıcı risk faktörleri varsa tedavi süresi uzatılır ya da ömür boyu ilaç gerekebilir.

Hayır. Kısmen küçülse bile damar içinde kalıntı bırakabilir ve ileride yeniden pıhtı oluşumuna neden olabilir. Tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Bacakta kanın göllenmesini önler, şişliği azaltır, post-trombotik sendrom riskini düşürür. Uygun basınç seviyesinin (20–30 mmHg) doktor tarafından belirlenmesi gerekir.

DVT geçiren bazı hastalarda damar kapakçıkları hasar görür ve kan bacakta birikir. Bu durum kalıcı şişlik, ağrı, ciltte renk değişimi ve yara (ülser) oluşumuna yol açar. Tedavi edilse bile önlem alınmazsa kalıcı hale gelebilir.

Akut dönemde hayır. Tedavi tamamlandıktan ve pıhtı riski azaldıktan sonra doktor onayıyla yapılabilir. Uzun uçuşlarda kompresyon çorabı ve bol su içmek gerekir.

Evet, özellikle risk faktörleri devam ediyorsa %20–30 oranında. Bu nedenle ilaç kesilse bile yaşam tarzı önlemleri sürdürülmelidir.

Gebelik hormonları damar duvarlarını gevşetir, kan pıhtılaşma eğilimini artırır ve büyüyen rahim toplardamarlara bası yapar. Bu yüzden doğum sonrası 6 haftaya kadar risk devam eder.

Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürükle kan gelmesi, bacakta aniden artan ağrı ve şişlik durumlarında vakit kaybetmeden acile başvurulmalıdır.

Evet, ancak doktor kontrolüyle. Hafif yürüyüşler kan dolaşımını artırır ve pıhtının ilerlemesini engeller. Yatak istirahati yalnızca erken evrede önerilir.

Evet, bol su içmek kanın koyulaşmasını önler. Sebze-meyve ağırlıklı, tuz-yağ oranı düşük beslenme önerilir. Uzun açlık, aşırı kafein ve alkol pıhtı riskini artırabilir.

"Faktör V Leiden", "Protrombin G20210A" gibi gen testleriyle pıhtılaşma eğilimi saptanabilir. Ailesinde genç yaşta DVT veya emboli öyküsü olanlarda bu testler önerilir.

Hayır. Kan sulandırıcıyı erken kesmek yeniden pıhtı oluşmasına neden olabilir. Tedavi mutlaka hekim kontrolünde sonlandırılmalıdır.

Genellikle 6–12 ay süreyle önerilir. Uzun vadede şikâyet devam ediyorsa doktor kalıcı kullanım tavsiye edebilir.

Evet, damar kapakçıkları bozulursa bacakta ödem, cilt sertliği ve renk değişimi kalıcı hale gelebilir. Bu durum "kronik venöz yetmezlik"e dönüşebilir.

Hayır. Varis yüzeysel toplardamarlardaki kapak bozukluğudur, DVT ise derin toplardamarda pıhtı oluşumudur. Ancak varis DVT'ye zemin hazırlayabilir.

Uzun süre hareketsiz kalmamak, bol sıvı içmek, uzun yolculuklarda bacak egzersizi yapmak ve gerekirse koruyucu çorap kullanmak gerekir.

Dolaylı olarak evet. Her iki durumda da damar tıkanıklığı söz konusudur. Ancak DVT venöz sistemde, kalp krizi arteriyel sistemde oluşur. Risk faktörleri benzerdir.

Yüksek riskli kişilerde uygun önlemlerle büyük oranda evet. Ameliyat sonrası erken mobilizasyon, bol sıvı, çorap kullanımı ve doktorun önerdiği kan sulandırıcı ilaçlar sayesinde engellenebilir.