Aort Anevrizması (Genişlemesi)

Aort Anevrizması (Genişlemesi)

Anevrizma damar genişlemesi anlamına gelir.  Aort anevrizması kalpten çıkan ana damar olan Aortanın çapındaki genişlemedir. Aort damarı,  kalpten çıktığı noktadan itibaren önce göğüs boşluğu içerisinde sonrasında karın boşluğu içerisinde seyreder.  Aortanın kalpten hemen çıktığı noktadan başlayıp beyine giden damarlar ayrılmadan biten anevrizmalar, çıkan aort anevrizmaları (asendan aort) olarak adlandırılır (A). Eğer anevrizma sadece beyin damarlarının çıktığı bölgede ise “arkus anevrizması”, göğüs boşluğu içerisinde ise “torasik”  (B) karın bölgesinde ise “abdominal”  (C) anevrizma adını alır.

Anevrizma ile beraber veya bağımsız olarak aort duvarının yırtılması durumunda ise “diseksiyon” adı verilen tablo ortaya çıkar. Anevrizma ve diseksiyonların en önemli tehlikesi damarın yırtılması (rüptür) dır. Anevrizmalar sıklıkla sessiz seyrederler. Tanı çoğunlukla başka bir sebeb ile yapılan bir araştırma esnasında konur. Bu hastalarda bazen ilk belirti anevrizmanın yırtılması da olabilir.

Asendan aort anevrizmaları sıklıkla 60-70 li yaşlarda ortaya çıkar. Bazı hastalıklarda ise daha genç yaşlarda bu anevrizmaları görmekteyiz. Bunlar sıklıkla doğumsal aort kapak hastalıkları (biküspid aort kapak- aort kapağının iki yaprakçıktan oluşması) veya aort dokusundaki yapısal bozukluklar ki bunlara konnektif doku hastalığı (Marfan Sendromu, Loeys-Dietz Sendromu, Ehlers-Danlos Sendromu)  adı da verilir.

Aort Anevrizması Görülme Sıklığı ?

Hastalık sinsi seyreden ve çoğunlukla belirti vermeyen özelliktedir.  Görülme sıklığı 50 yaş üstünde 25/100000 dir. Ülkemizdeki nüfus yapısı dikkate alındığında yılda yaklaşık 3000-4000 civarında yeni hasta görülme şansı mevcuttur. Tanı sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulmaktadır. Zira ülkemizde bu hastalığa yönelik bir tarama programı bulunmamaktadır.

Aort Anevrizması Kimlerde Daha Sık Görülür ?

 

Aort Anevrizmasına nasıl Tanı Koyarız ?

Daha öncede belirttiğim gibi hastalık sinsi seyreden bir hastalıktır. Genellikle belirti vermez. Ancak çok büyük çapa ulaşmış olan anevrizmalarda anevrizmanın yerine göre bazı belirtiler görülebilir. Mesela göğüs boşluğu içerisinde çok büyüyen bir anevrizma ses tellerine bası yaparak ses kısıklığı yaratabilir. Yada yemek borusuna bası yaparak yutma güçlüğü oluşturabilir. Belirli bir çapa ulaşmış anevrizmalarda eğer kişi zayıf ise ve anevrizma karın boşluğunda ise dışardan aort damarının atışlarını hissedebiliriz. Bu belirtiler hastalığın ilk belirtisi olarak karşımıza çıkabilir.  Bazı asendan aort anevrizmalarında aort kapağında kaçak oluşabilir. Bu durumda kalpte üfürüm duyulabilir. Tanı koymak aslında çok basittir. Öncelikle hastalıktan şüphe etmek gerekir. Esas tanı ise kalbe yönelik yapılan ekokardiyografi, karın bölgesine yönelik yapılan ultrasonografi veya  göğüs ve karın bölgesine yönelik çekilen tomografik anjiyo ile konulmaktadır.

Aort Anevrizması ne gibi sonuçlar doğurabilmektedir ?

Hastalığın en önemli sonucu damarın belli bir çapa ulaştığında patlamasıdır. “Rüptür” adını verdiğimiz bu olayda ölüm şansı yüksektir. O nedenle hastalığın bu noktaya gelmeden tedavi edilmesi gerekmektedir. Genellikle bu oran damar çapı 5 cm ve üzerine çıktığında artmaktadır. Dolayısıyla bu anevrizmaların takibi ve müdahale sınırına geldiğinde ise tedavisi anevrizmanın beklenmedik bir şekilde yırtılmasının önüne geçmek açısından büyük önem taşımaktadır.

Aort Anevrizmasının önlenmesi mümkün mü ?

Aort anevrizması, daha çok sigara içen, yüksek tansiyonu olan ve ailesinde anevrizma hastalığı olan kişilerde görülmektedir. Kısaca kalp ve damar hastalıkları açısından  genel risk faktörleri olarak tanımladığımız bu faktörlerden sigara ve yüksek tansiyon kontrol altına alınabilecek faktörlerdir. İnsanın genetik yapısı ise değiştirilemez. Öte yandan hastalığın ilaçla tedavisi mümkün değildir.

Aort Anevrizmasının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Aort anevrizmasının tamiri, anevrizmanın bulunduğu bölgeye göre değişmektedir.  Aort damarının kalpten çıktığı bölgede ve/veya beyine giden damarların yer aldığı bölgedeki anevrizmalarda açık tamir veya açık yöntemlerle kapalı yöntemlerin beraber kullanıldığı "hibrid" teknikler kullanılmaktadır.Sadece göğüs boşluğunda yer alan veya sadece karın boşluğunda yer alan beyine ve iç organlarımıza kan götüren damarlardan uzak olan anevrizmalarda ise kapalı yöntem olarak adlandırılan "endovasküler" tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

Açık tamir yönteminde göğüs kemiği açıldıktan sonra kalp, kalp-akciğer makinesi adı verilen bir makinaya bağlanır. Bu makina ameliyat sırasında kalbin ve akciğerlerin görevini üstlenir. Kalp durdurulduktan sonra genişlemiş olan aort bölgesi çıkarılır ve yerine suni damar dikilir.

 

Beyine giden damarların da içinde olduğu anevrizmalarda ise "hibrid" yöntem adını verdiğimiz teknikler kullanılarak hastaların ameliyat sırasında maruz kalacakları riskler azaltılma yönüne gidilir. Bu yöntemde sıklıkla kalp durdurulmadan beyine giden damarlara baypas yapılır ve genişleyen anevrizmatik bölge içeriden endovasküler greft adını verdiğimiz bir suni greftle devre dışı bırakılır. Bu ameliyatların "Hibrid Ameliyathane" adını verdiğimiz özel mekanlarda yapılması gereklidir. 

Abdominal Aort Anevrizması

Abdominal Aort Anevrizması hayatı tehdit eden çok ciddi bir hastalıktır. Karın boşluğu içerisinde aort damarının genişlemesi “ Abdominal Aort Anevrizması” adını alır. Normal şartlarda bu bölgede Aort damar çapımız 2-2.5 cm civarındadır. Bu çapın 4 cm ve üzerinde olması durumunda “anevrizma” dan bahsedebiliriz. Aort anevrizmaları içerisinde en sık görülen anevrizmadır.

Son yıllarda hastalığın tedavisinde büyük aşamalar kaydedilmiştir. Eskiden oldukça büyük kesilerle karın açılarak hastalıklı bölge çıkarılıp oraya suni bir damar dikilerek yapılırdı. Günümüzde ise artık bu yöntem yerini uygun hastalarda kasık bölgesinden yapılan ufak kesilerle damar içerisine yerleştirilen bir stente bırakmıştır. Kısaca Endovasküler tamir adını verdiğimiz bu yöntem hasta açısından büyük rahatlık sağlamıştır. Eskiden açık cerrahi ile yapılan ameliyatlarda hastalar 1-2 gün süre ile yoğun bakım ünitesinde ve sonrasında değişen şartlara bağlı olarak 5-7 gün süre ile hastanede kalırlardı. Açık cerrahide, kanama dolayısıyla kan kullanımı, enfeksiyon oranları oldukça yüksekti. Ayrıca hastaların normal hayatlarına dönmeleri her şey yolunda giderse 1, 1.5 aylık bir süreci içermekte idi. Endovasküler tamir yönteminde ise hastalar 1-2 gün içerisinde hastaneden taburcu olabilmekte ve sonrasında yaklaşık 1 hafta içerisinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ayrıca kan kullanımı ve enfeksiyon oranları açık cerrahi yöntemle karşılaştırıldığında yok denecek kadar azdır. Ancak bu yöntem her abdominal aort anevrizması hastası için uygun olmayabilir. 

 

Aort anevrizmasının karın bölgesinde iç organlarımıza uzandığı durumlarda ise iç organlarımıza giden damarlara baypas yaparak gene içeriden endovasküler greft kullanarak bu anevrizmayı devre dışı bırakma şansına sahibiz. 

Aort Anevrizmaları ile ilgili yapmış olduğumuz ve yayınlamış olduğumuz ameliyatların videolarını sitenin videolar bölümünde izleyebilirsiniz.