Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (KTEPH), pulmoner hipertansiyona yol açan hastalıklar içerisinde, akciğer nakline ihtiyaç duyulmadan cerrahi tedavi şansı olan tek hastalıktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde pulmoner tromboendarterektomi (PEA) ameliyatlarının ülkemiz açısından önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

KTEPH, çoğunlukla fark edilmeyen bir hastalıktır. Akciğer embolisi geçiren hastaların sadece %0.5 i ile %3.8 inde KTEPH gelişir. Öte yandan KTEPH gelişmiş hastaların yaklaşık %40 nda önceden geçirilmiş bir venöz tromboemboli  bulunmamaktadır. Bu bulgular hastalığın gelişiminde trombofilik olayların yanında diğer faktörlerinde bulunduğunu göstermektedir.  Hastalık ortaya çıkmadan önce uzun süre sessiz seyreder ki bu dönem “ Balayı Dönemi “ olarakda adlandırılır. Sonrasında nefes darlığı, hemoptizi ve son olarak sağ kalp yetmezliği bulguları tabloya hakim olur.

Hastalığın tanısında ilk basamakta “ventilasyon-perfüzyon” sintigrafisi çektirilir. Eğer bu normal ise hastalık çoğunlukla ekarte edilir. Eğer sintigrafide her iki akciğerde defekt saptanırsa bu durumda daha ileri tetkik olarak tomografik anjiyografi  ve/veya pulmoner anjiyografi çekimi yapılır.

Hastalığın tedavisinde ilk basamak “antikoagulasyon” adı verilen kanın sulandırılmasıdır. Sonrasında akciğer basıncı ve akciğer damar direnci adı verilen parametrelerin değerlerine vede hastanın genel durumuna göre pulmoner tromboendarterektomi ameliyatı hastaya önerilir. Bu ameliyat aslında bir kalp ameliyatıdır. Hasta kalp – akciğer pompası adı verilen bir cihaza bağlanarak akciğere giden damar açılır ve içerisindeki pıhtı ve tıkayıcı materyaller çıkarılır.